Askerlik insana bir şeyler öğrettiği doğrudur, onlardan biride bir yılda hiçbir şeyin değişmediğidir. Askere gitmeden önce farklı geldikten sonrada farklı biri olduğumu ruhen hissediyorum ama etrafımdaki insanlar en azından çok iyi tanıyanlar hep aynı şeyi söylüyor "Özgün hiç değişmemiş". Şu günlerde sadece toparlanmaya çalışıyorum. 15 ay mantıksızlığın, emrin demiri kestiği, delirme noktasına gelindiği, her gün bağırışın çağırışın olduğu bir yerden geldim. Oranın farklı kuralları farklı bir raconu vardır. İçeride sanki hiç dış dünya yokmuş gibi davranılır. Tüm hayatı alayın sınırları içerisinde sanıyorlar sanki. Askerliğini doğuda (Bitlis ve Van' da) yapan birisi olarak doğuda ki izlenimim tam bir bilim-kurgu filmi gibi bir yer. Doğası, havası, gecenin köründe sağda solda yanan ışıklar (çoğu sürüsünü arayan çoban oluyor) bazen sinirinizi bozabilir. İki ay köyümde zor kalan ben. Yedi ay etrafında dağlardan oluşan bir karakolda, yataklarımızı on kişinin kaldığı konteynerlerde geçirmek zorunda kaldım.
Neyse öyle yada böyle bütün keyfi ve rezilliği ile bitti.
Askerlik koca bir özlemdir... psikolojik bir savaştır...
Dediğim gibi şu günlerde toparlanmaya çalışıyorum. Oluşumumu tamamlamaya. Yenilik şart. Hayattan tat almalı insan. Yaşam, bu dünya güzel. Hayat kırgın ve küs kalmak için çok kısa. Sinema hayalim hala devam ediyor. Çalışmalarım devam edecek ekip arkadaşlarımla. 2012 sezonuna damga vuran filmleri izleyeceğim tabii, koca bir sene kaybım var. Arayı kapatmam lazım. Yeni insanlar girecek hayatıma onlarla tanışmaya hazırım.
Dünya' ya dair bir iki şey;
Batı, doğuyu rahat bırak !
Terörist, bok var dağda in aşağı !
İnsanlık ne olur çığırından çıkma !
Alex seni özleyeceğiz !
Halil Sezai yeni Teoman' ımız !
şafak ise... daha yeni başlıyor !