8 Eylül günü Isparta' ya asker olmak için gideceğim. Bu haberi 18 Ağustosta Sakarya'da ki askeri şubesinden öğrendim. Heyecanlandım mı? Evet...Sonra bir geçti böyle bir düşündüm. İnsan tüm hayatını sevdiklerini bırakıp bir yere on beş aylığına gider mi diye. Ama hani vatani görevdir yapılacak elbet! Gideceğim bu zaman neredeyse her gün şehit haberi geliyor. Belki Isparta'ya düştüm diye bu beni korkutmuyor ama eğitimden sonra nereye gideceğimi Allah bilir. Beni tek rahatlatan ölsek bile şehit olarak öleceğimdir. Bu herkese nasip olmaz.
Benim bazı hayallerim var yapılması kolay olmayan, onlar için mücadele etmem lazım. Zaten onlar olmasaydı gider köyümde yaşardım. Bir film izlemiştim "Into The Wild" diye orada ki çocuk şöyle diyordu; "Bence kariyer denilen şey 20. yüz yıl icadıdır ve ben bir kariyer istemiyorum. " keşke onun kadar cesur olup bunu diyebilseydim ama sinemaya tutuldum, sevdim karşılıksız. Ve başarana kadar devam edeceğim.
Son kısmı TikTak Film'e ayırayım. İki Poyraz filmi ile kalmak istemezdik ama vaziyet bunu gerektirdi. Benim askere gitmem, Yavuz' un Üniversiteyi kazanıp gitmesi, Cem' in zaten Üniversiteyi bitirmesi için gideceği son sene yani patronlar dağılmış oldu. Bu durumda film çekebilecek tek kişi Cem kaldı. Senaryolarım, kameram, tripodum artık ona emanet. Güzel şeyler yapacaktır eminim. Artık yazacak vaktim olmayacak o yüzden bu yazım şimdilik son yazı. Hoşça kalın sevgili dünyalılar...