20 Ağustos 2011 Cumartesi

Askere Gidiş

8 Eylül günü Isparta' ya asker olmak için gideceğim. Bu haberi 18 Ağustosta Sakarya'da ki askeri şubesinden öğrendim. Heyecanlandım mı? Evet...Sonra bir geçti böyle bir düşündüm. İnsan tüm hayatını sevdiklerini bırakıp bir yere on beş aylığına gider mi diye. Ama hani vatani görevdir yapılacak elbet! Gideceğim bu zaman neredeyse her gün şehit haberi geliyor. Belki Isparta'ya düştüm diye bu beni korkutmuyor ama eğitimden sonra nereye gideceğimi Allah bilir. Beni tek rahatlatan ölsek bile şehit olarak öleceğimdir. Bu herkese nasip olmaz.

Benim bazı hayallerim var yapılması kolay olmayan, onlar için mücadele etmem lazım. Zaten onlar olmasaydı gider köyümde yaşardım. Bir film izlemiştim "Into The Wild" diye orada ki çocuk şöyle diyordu; "Bence kariyer denilen şey 20. yüz yıl icadıdır ve ben bir kariyer istemiyorum. " keşke onun kadar cesur olup bunu diyebilseydim ama sinemaya tutuldum, sevdim karşılıksız. Ve başarana kadar devam edeceğim.

Son kısmı TikTak Film'e ayırayım. İki Poyraz filmi ile kalmak istemezdik ama vaziyet bunu gerektirdi. Benim askere gitmem, Yavuz' un Üniversiteyi kazanıp gitmesi, Cem' in zaten Üniversiteyi bitirmesi için gideceği son sene yani patronlar dağılmış oldu. Bu durumda film çekebilecek tek kişi Cem kaldı. Senaryolarım, kameram, tripodum artık ona emanet. Güzel şeyler yapacaktır eminim. Artık yazacak vaktim olmayacak o yüzden bu yazım şimdilik son yazı. Hoşça kalın sevgili dünyalılar...

10 Ağustos 2011 Çarşamba

En Büyük Korkum

Selam Dünyalılar...
Bir şeyler yazasım var ama ben genelde bir şeyler aklıma geldiğinde senaryo yazıyorum. Çıkış noktası bulup onun üzerine bir hikaye oluşturmak, yoktan var etmek gibi. Çünkü tamamı ile hayalindekini gerçekleştirmektir bu. Okuldan ayrılmış olabilirim ama hala defterim var. Ve boş zamanlarda hep bir şeyler karalarım. Defter önemli!

En büyük korkum bir hikaye bulup onu senaryolaştırıp, çekimlere başlayıp bittikten sonra, kafama yeni bir hikayenin gelip gelmeyeceği sorusu. Çünkü bir filmi çekerken kafamda o film dışında hiçbir şey yoktur. Başka şeylerle ilgilenemem. Oyuncuları ayarla, mekanı ayarla, filmde kullanılacak malzemeler filan(Yemek mi yapacağız demeyin filmde olan araç gereçlerden bahsediyorum) hep bir koşuşturma içerisindeyiz. Bu yüzden film filan her şey bittiğinde, bir boşlukta oluyorum. Gelen beğenileri, eleştirileri okuyup ders çıkardıktan sonra, yeni bir hikaye lazım artık. Bunun içinde birine ihtiyacım var oda "ilham". İlhamın gelip benimle çay içmesi gerek. Konuşmamız lazım, dertleşmemiz lazım.Onsuz olmaz.

İyi bir senaryo yazmak için bir kaç kitap okumuştum. Bazıları "İki zıt karakter yaratın, hikaye çıkacaktır" derken Alfred Hitchcock' ise "Kötü adam ne kadar iyiyse filmde o kadar iyidir" demiş. Bense şimdilik hikayeyi önemsiyorum. İyi bir hikaye yazmak istiyorum. Bakalım hayat bize neler gösterecek.