Gideceğimiz hafta yağmurlu geçmesi bizi hafta sonu için endişelendirmişti ama yinede vazgeçmedik. Nasıl gidileceğini öğrendik. Sabah 7 de uyanıp kahvaltı atıştırıp çıktık yola. Marmaray ile Üsküdar' a varıp 139A otobüsüne bindik. Bu otobüs beyaz olup şehirler arası otobüs gibi bilet alıp biniyorsunuz. Ama yolda duraklardan insanlarında bindiği oldu. 3 - 3,5 saat sürdü yol. Ağva terminalde indik. Çarşıda eksiklerimizi giderip Damak Tadı Köftecisi Zeki Usta' dan köfte yedik. Kendisi köftede iddialı olduğunu söyledi. Ve gerçekten lezzetliydi. Bize tarif edilen yoldan yürümeye devam ettik. Yürüme olarak 40 dakika sürüyordu ama sıcak çoktu, beynimiz yandı, yol engebeli idi. Tam bu sırada yanımızdan geçen bir araç önümüzde yavaşlayıp durdu bizi gideceğimiz yeri sordu aynı yere gidiyorduk ve bizi arabalarına davet ettiler seve seve kabul ettik. Bu güzel aileye teşekkür ediyoruz tekrardan Allah razı olsun.
Ve geldik! İnanılmaz daha dün videolarda görüp izlediğimiz yere gelmiştik. Gerçekten görünüş muhteşemdi. İnsan kalabalığı çoktu. Günübirlikçiler! Olduğumuz tepede sadece bir restoran vardı. Aşağı doğru yola koyulduk. Zor bir yoldu. Yol yoktu aslında millet ine çıka yol oluşturmuşlardı. Çöküp kalkıp indik. İndiğimizde şoka uğradık, bir çok kalabalıktı (Pazar günü öğleden hemen sonra) iki her yerde çöp vardı! Çöpler utanç verici halde çok. Aysun Kayacı yıllar önce bir söz söylemişti ve çok yuhalanmıştı. Demek istediği şeyi yanlış ifade etmişti onda hemfikiriz. Ben onun demek istediğini şeyi şimdi aldım. Çocuklarına aldığı dondurmanın paketlerini çıkarıp yere atan adam ile benim oyum bir olamaz! Yere çöp atan "insan" ile aynı havayı solumak istemiyorum. Bu her yerde böyle. Şile Belediyesi'ne küçük ricam bence burada bir güvenlik gezdirin ve bir kaç çöp kutusu benzeri bir şeyler koyun. Gerçekten korkunçtu.
Neyse bu olaya gerçekten dikkat çekmek istemiştim şimdi devam edelim. Akşama doğru çadırımızı kurduktan sonra ateş yakma sırası geldi ama etrafta çalı çırpı yok! Dostlar buraya gelecek iseniz yakacak şeyler bulmanız zor onu söyleyeyim. Bir kaç küçük dal parçaları ve gazete kağıdı ile bir şeyler yapmaya çalıştık. Sonra etraftaki insanlar kullanmadıkları dalları bize verdi ateşimizi yakabildik. Hemen yiyeceklerimizi hallettik. Tuvalet için yukarıda ki restorana gittik. Sıkıntı olmadı hiç. Hava hem sıcaktı hemde rüzgar esiyordu. Akşama doğru insanlar azaldı sadece bizim gibi kamp yapanlar kaldı. (Gece 10 da gelip çadır kurmaya gelenlerde oldu) Biri ile sohbete giriştik. Yavaş yavaş tanıştık. Sonra Üsküdar'dan beri aynı otobüste olduğumuzu ve de neredeyse aynı semtten geldiğimizi öğrendik. Daha 18 yaşında olmasına rağmen ağabeysinin çadırını alıp (4 ya da 6 kişilikti çadır) tek başına kamp atmaya gelmişti buraya. Gece onunla beraber ateş yakıp çay içip sohbet ettik.
Ertesi sabah 6 civarında kalktık. Manzara, sessizlik, havadaki duruluk çok güzeldi. Doğada uyanmak paha biçilemez. Sabaha karşı üşümüştük Allah'tan 7 ye doğru güneş çıktı. Diğer dostumuz da uyanıp kahvaltı hazırladık. Arkadaş bir kaç gün daha kalacaktı ama bizimle beraber dönmeye karar verdi. Hacılı Şelalesine gitme fikrimiz vardı ama uzaktı. Dönüşü düşününce zor geldi. Öğlen 12 gibi ayrıldık güzelim yerden. Yolda yine yürürken arkadaş otostop çekip bir arabadan bizi çarşıya kadar bırakmasını rica etti onlarda zaten oraya gidiyorlardı ve o şekilde sıcağın altıda yürümekten kurtulduk. Biletlerimizi aldık ve İstanbul'a geri döndük.
Aklımızda tek bir soru kaldı, sıradaki durağımız neresi ?

