Biri öldüğünde morga girip bakamam. Biri yakınını kaybettiğinde bırak nasıl öldüğünü sormayı başın sağ olsun bile diyemezdim. Ta ki anneme kadar. Annemin nasıl öldüğünü sorabilmiş ve ölüsüne bakabilmiştim. Koşulsuz güvenebildiğim son insanı kaybettim.
Etrafımdaki sesleri duymaya başlayıp karadelikten çıkmak uzun sürdü. Tekrar işime koyulup monoton hayatıma geri dönmüştüm. Kimsesizlik hissinin beni kucaklamasına izin veriyordum . Bazı günler arkadaşlarım yalnız bırakmamaya çalışıyorlardı ama eve yine de yalnız dönünce duvarlar, yastıklarla konuşup beraber film izliyorduk.
Annemin evinde oturamazdım. Evini internetten satışa çıkardım. Adamın biri mesaj olarak sadece "slm" yazmıştı. Kâle almadım.
Yolculuğa ihtiyacım vardı. Patronuma da aynı şekilde söyledim bunu. Yıllık izin mi istiyorsun demişti. Evet dedim uzatmadan. 1 hafta izne ayrılmamı makul gördü. Uçak bileti alıp Mardin'e gitmeye karar verdim. Biraz kültür turu yaparım diye düşündüm.
Uçakta yanım boştu. Sonra bir adam geldi koridor kısmına oturdu. Nereli olduğumu neden Mardin'e gittiğimi sordu. Yalan barındırmadan belki biraz duygusuzca annemin öldüğü ve yolculuğa çıkıp kafamı dağıtmamın iyi geleceğini söyledim. Ve Mardin'i de uzun zamandır merak ettiğimi de ekledim. Demek annenizi kaybettiniz dedi. Başımla onaylayıp onun neden Mardin'e gittiğini sordum hiç merak etmeyip sırf ayıp olmasın diye. Ve bir film sahnesi izliyormuşum gibi şunlar döküldü ağızından. Bileti 7-8 ay önce eşiyle aldığını bir tur planladıklarını -üç şehir, otobüs biletleri, otel odaları vesaire lakin eşini kaybettiğini aslında bu turu beraber yapacaklarını onun anısına tek başına çıktığını ve turun sonunun da intihar edeceğini söyledi. Kadının Kokusu filminde ki öğrenci çocuğun Al Pacino ya baktığı gibi bakmıştım adama. Uçağın kapısı kapandı ve inince ne yapacağımı düşünmeye başladım.
