31 Temmuz 2018 Salı

AĞVA - Kilimli Koyu

Kamp yapmak değil "kamp atmak" deyolar. Bizde ilk kampımızı Şile ye bağlı Ağva beldesine attık. Birçok yer vardı gidecek ama son dakika ulaşımı bize göre kolay olan Ağva'yı seçtik. Benim altyapım sağlamdı çünkü askerliğim sırtımda çanta dağlara çıkmak ile geçti. Eşim ile kendime Decathlon mağazasına gidip gerekli olan malzemeleri aldık. Ve hazırdık.

Gideceğimiz hafta yağmurlu geçmesi bizi hafta sonu için endişelendirmişti ama yinede vazgeçmedik. Nasıl gidileceğini öğrendik. Sabah 7 de uyanıp kahvaltı atıştırıp  çıktık yola. Marmaray ile Üsküdar' a varıp 139A otobüsüne bindik. Bu otobüs beyaz olup şehirler arası otobüs gibi bilet alıp biniyorsunuz. Ama yolda duraklardan insanlarında bindiği oldu. 3 - 3,5 saat sürdü yol. Ağva terminalde indik. Çarşıda eksiklerimizi giderip Damak Tadı Köftecisi Zeki Usta' dan köfte yedik. Kendisi köftede iddialı olduğunu söyledi. Ve gerçekten lezzetliydi. Bize tarif edilen yoldan yürümeye devam ettik. Yürüme olarak 40 dakika sürüyordu ama sıcak çoktu, beynimiz yandı, yol engebeli idi. Tam bu sırada yanımızdan geçen bir araç önümüzde yavaşlayıp durdu bizi gideceğimiz yeri sordu aynı yere gidiyorduk ve bizi arabalarına davet ettiler seve seve kabul ettik. Bu güzel aileye teşekkür ediyoruz tekrardan Allah razı olsun.

Ve geldik! İnanılmaz daha dün videolarda görüp izlediğimiz yere gelmiştik. Gerçekten görünüş muhteşemdi. İnsan kalabalığı çoktu. Günübirlikçiler!  Olduğumuz tepede sadece bir restoran vardı. Aşağı doğru yola koyulduk. Zor bir yoldu. Yol yoktu aslında millet ine çıka yol oluşturmuşlardı. Çöküp kalkıp indik. İndiğimizde şoka uğradık, bir çok kalabalıktı (Pazar günü öğleden hemen sonra)  iki her yerde çöp vardı! Çöpler utanç verici halde çok. Aysun Kayacı yıllar önce bir söz söylemişti ve çok yuhalanmıştı. Demek istediği şeyi yanlış ifade etmişti onda hemfikiriz. Ben onun demek istediğini şeyi şimdi aldım. Çocuklarına aldığı dondurmanın paketlerini çıkarıp yere atan adam ile benim oyum bir olamaz! Yere çöp atan "insan" ile aynı havayı solumak istemiyorum. Bu her yerde böyle. Şile Belediyesi'ne küçük ricam bence burada bir güvenlik gezdirin ve bir kaç çöp kutusu benzeri bir şeyler koyun. Gerçekten korkunçtu.

Neyse bu olaya gerçekten dikkat çekmek istemiştim şimdi devam edelim. Akşama doğru çadırımızı kurduktan sonra ateş yakma sırası geldi ama etrafta çalı çırpı yok! Dostlar buraya gelecek iseniz yakacak şeyler bulmanız zor onu söyleyeyim. Bir kaç küçük dal parçaları ve gazete kağıdı ile bir şeyler yapmaya çalıştık. Sonra etraftaki insanlar kullanmadıkları dalları bize verdi ateşimizi yakabildik. Hemen yiyeceklerimizi hallettik. Tuvalet için yukarıda ki restorana gittik. Sıkıntı olmadı hiç. Hava hem sıcaktı hemde rüzgar esiyordu. Akşama doğru insanlar azaldı sadece bizim gibi kamp yapanlar kaldı. (Gece 10 da gelip çadır kurmaya gelenlerde oldu) Biri ile sohbete giriştik. Yavaş yavaş tanıştık. Sonra Üsküdar'dan beri aynı otobüste olduğumuzu ve de neredeyse aynı semtten geldiğimizi öğrendik. Daha 18 yaşında olmasına rağmen ağabeysinin çadırını alıp (4 ya da 6 kişilikti çadır) tek başına kamp atmaya gelmişti buraya. Gece onunla beraber ateş yakıp çay içip sohbet ettik.

Ertesi sabah 6 civarında kalktık. Manzara, sessizlik, havadaki duruluk çok güzeldi. Doğada uyanmak paha biçilemez. Sabaha karşı üşümüştük Allah'tan 7 ye doğru güneş çıktı. Diğer dostumuz da uyanıp kahvaltı hazırladık. Arkadaş bir kaç gün daha kalacaktı ama bizimle beraber dönmeye karar verdi. Hacılı Şelalesine gitme fikrimiz vardı ama uzaktı. Dönüşü düşününce zor geldi. Öğlen 12 gibi ayrıldık güzelim yerden. Yolda yine yürürken arkadaş otostop çekip bir arabadan bizi çarşıya kadar bırakmasını rica etti onlarda zaten oraya gidiyorlardı ve o şekilde sıcağın altıda yürümekten kurtulduk. Biletlerimizi aldık ve İstanbul'a geri döndük. 

Aklımızda tek bir soru kaldı, sıradaki durağımız neresi ?



                                               




                                   




23 Haziran 2018 Cumartesi

35 Gezintisi

Yaz geldi nereye gitsek nereye gitsek dedik İzmir'de karar kıldık. Geçen hafta cumartesi akşamı 21:20 de olan uçağımız hava şartları nedeniyle rötar yaptı ve kaptanın pek bilgi vermemesi sinirleri gerdi. oturmaktan bir tarafımız ağrıdı. Neyse ki 12 ye 10 kala havalandı ve eşim ile başlattığımız "protesto alkışımız" tüm yolcular tarafından desteklendi ve bize eşlik ettiler.

 Eşimin arkadaşı vardı İzmir'de ve onun evinde konakladık. Ara ara sıkan, bunaltan, yağmurlu havalar eşliğinde İzmir sokaklarında gezdik durduk. 2 saat yağan yağmurda oldu, sıcaktan bunalıp gezemediğimiz de! Onun dışında bol bol fotoğraflar çektik, sokak lezzetlerini tattık. Sığacık'ta bir pazara denk geldik. İnsanlar kendi yaptıkları börekler, tatlılar, içli köfteler, reçeller, süs eşyalarını sergiliyorlardı.. Gezemediğimiz çok yer vardır elbette ama yine de keyfini çıkardık. Çoğu görülmesi gereken yerde araba ile gidilecek mesafede. Bizde anca bir otobüs, metro, oradan minibüs oradan tekrar minibüs filan gittik bazı yerlere! Otobüslerin içinde bizim İstanbul' da ki gibi hangi durakta olduğunu gösteren bir ekran yok. Dışarıda ki otobüs duraklarına bakıp gidelim desek de ya  göremiyoruz ya da bazı otobüs duraklarında isimler yok. Eski binalar var çok fazla otobüsler öyle, gelişmesine izin verilmemiş bir şehir. Gençlik Alsancak sahilinde keyifleri yerinde. Kızlarağası Hanı gezilesi çok sevilesi bir yer.  İzmir deyim yerindeyse küçük İstanbul.

Atatürk Müzesini gezdik ve etkilendik. Zamanın İran Şahı da gelip Atatürk ile bu yerde kalmışlar. Küçük bir belgesel de mevcut içinde. Gidince görülesi kaçırılmaması gereken bir yer. Bir müze olarak da İnciraltı'n da yer alan Deniz Müzesini de gezdik. Belli gruplar toplandıktan sonra görevli mi bir asker arkadaşımız mı olduğunu bilmediğim kılavuz sayesinde Ege Fırkateyni ve Pirireis Denizaltını gezdik. Fırkatey de derine indikçe bana sıkıntı geldi. Bazı bölümler havasız olunca kendi kendime "kendine gel" dedim içimden. Klimalı bölümlere gelince sıkıntım azaldı. Bunlar aklınızda olsun ama gidin görün. Bir adam torunuyla gelmişti o geziyorsa o yaşta bize bir şey olmaz.

Günler geçti beşinci günün sonunda dönme zamanı gelmişti. Kalıp yerleşilir mi yerleşilir. Tek derdim ulaşım olurdu. İstanbul ile kıyaslamamak lazım ama metrobüsü aradım millet. Tekrar görüşmek üzere İzmir. Eski müdürüm Şafak Bey(abi),  lafçılıkta yenemediğim Burcu (ayrıca sevgili Şaşmaz kardeşler), evinde kangal besleyen Ayşenur ve Mustafa ve yarimin her yerini yiyen medeniyetsiz sinekler sizleri de unutmadım selam olsun.

He bu arada İstanbul' a gelince de ne aradım biliyor musunuz kahvaltıda yediğimiz boyozları! 

















8 Haziran 2018 Cuma

Bir Dizi Çekelim Dedik

Son çektiğim kısa filmimin ardından neredeyse üç yıl geçmişti ve evlilik telaşı sonrası her şey yerine oturmaya başladığında kafamı tekrardan bir şeyler yazmaya ite bildim. Aklımda bir kaç çıkış noktası var idi hangisinin çekim haline geleceğine karar vermek zor oldu. Sonradan bir hikayeyi tamamlamaya başladım. Defterime 27.10.2017 diye başlangıç tarihi attım, senaryomu bitirmeye koyuldum. Hikayem neredeyse bitecekken senaryoma benzer bir hikayenin televizyonda gösterildiğini gördüm! Eşim ile beraber şok olmuştuk, hikayemi acilen değiştirmem gerekiyordu. Gay insanları öldüren bir katil olarak değiştirdim hikayemi. Gidişat olaylar her şey değişmişti. Dizinin adınıda ACIMASIZ koydum.

İlk kez dizi çekmeyi deneyecek olmam beni zorlamıştı. Uzunca yazdığım senaryoya bölüm sonları eklemem gerekiyordu. Senaryomu bitirdikten sonra bölümlere ayırdım. 5 bölümden oluşan 15 er dakikalık bir internet dizisi çekecektim. Ama senaryom 3. bölümde bitti. Zorlayarak 4. bölüm için bir şeyler yazdım. Bu benim için daha müthiş bir sondu. Baş karakteri kuzenim Yavuz Hürbaş'a vermiştim. Tipi kafamda ki karaktere yakındı. Ama çalışma saatleri çekim planı için çok uygun değildi. Sadece cumartesi günü izinliydi ve ben cumartesi günü çalışıyordum. Onun gün içi çekimlerini en yakın arkadaşım dizimizin görüntü yönetmeni Cem Kalkancı halletti. Eski dostlar tekrar bu proje için buluşup oynadılar. Dizinin çoğu oyuncusu çalışmış olduğum mağazadandı. Bana inanıp zamanlarını ayıran herkese tekrar teşekkür ederim buradan.

Çekimlerde en çok zorlandığım nokta ezber olmaması. Özellikle bu nokta kuzenim için geçerli. Bizi bitirdin be Yavuz'um. İş çıkışı yorgun halde gelip çekimde konsantrasyon kaybı yaşadığı doğrudur. Onun dışında zamansızlık insanların saatlerini birbirlerine uydurmak kendime uydurmak zor oldu hakikaten. Çekim planlarını hallettikten sonra geldi iş kaba montaja. Montajı yaptığım pc nin kablo giriş kısmında temassızlıktan ötürü ikide birde kapanması beni yordu sinirlendirdi. Artık müzik ve efektlere ihtiyacım vardı. Müzikleri kardeşim dediğim Meto (Mert Aktaş) halletti. Efekti ise yıllardan beri karşılıklı görüşemediğimiz. Ta ki MSN zamanından tanıştığımız benim filmlerin efektlerini yapan benim ne istediğimi gayet iyi bilen Seyit Ali Yaprakçı halletti. Dizinin yayınlanacağı ilk gün tek eksik dizinin jeneriği idi onuda aynı gün halledip yollamıştır. Beni tekrar kurtardın dostum. Dizide ki kesik parmak ve üçüncü kurbanın kesilmiş parmaklarını ablam Dilek Mansur yapmıştır. O da kendisini ilk kez böyle bir şeyde denemiş oldu.  Afiş ise Erdim Türkay imzası taşıyor. 

Dizimizi iyi kötü haftada bir gün olarak pazartesi günleri yayımladık. İstenilen seviye haftada her bölüm bin izlenme idi ama olmadı. İlk bölümün izlenmesinden sonra git gide düştü izlenme oranları. Ve deyim yerinde ise "ikinci sezon onayını" alamadı. Kendimi denemiş oldum. Ve evet sıfır bütçeyle yapılabileceklerin en iyisini yapmaya çalıştık. 4 bölümlük bir polisiye dizi çıkarmayı başardık. Ve şunu diyebilirim ki dizi çekmek zor iş.












20 Mayıs 2018 Pazar

Asıl katil yakalanır bütün olay biter. Yalçın ise İstanbul'dan gitme kararı alır. Ama bir iyi birde kötü haber alacaktır.

18 Nisan 2018 Çarşamba

ACIMASIZ 3. BÖLÜM





Katil yakalandı haberi çıkar ve dosya kapanır. Ama Yalçın'a bu durum pek inandırıcı gelmez. Kafasında ki soruları cevaplamak için ihbarı gerçekleştiren kişinin evine gidecektir Yalçın.

ACIMASIZ 2. BÖLÜM





Yalçın olayı araştırmaya başlar. Aydın ise katili yakalamaya yaklaşır yalnız katil onu gafil avlar.

BÖLÜM OYUNCULARI
OĞUZHAN TOPALOĞLU("Uzgün" değil yanlış yazıldı dizide özür dileriz Oğuzhan :)))
SELİM HÜRBAŞ

ACIMASIZ 1. BÖLÜM




Cinayet büro amiri Yalçın açığa alınır. Bir soruşturma yöneten Aydın komiser ise Yalçın'dan yardım isteyecektir.