6 Aralık 2020 Pazar

TAKAZA - Öykü #2

Bu başıma gelen üçüncü hırsızlıktı. Biri ben daha çocukken abimin önemli bir sınava gideceği sabah girmişti ve cüzdanını felan çalmış hatta kimliği olmadığı için sınava girememişti. İkincisi ben tatildeyken evime girilmişti. Ve şimdi bu. Karakola bildirmeye gitmedim. Çünkü diğer iki hırsızlıktan da bir sonuç çıkmamıştı. Ama bu eve ikinci defa girildi. İkincisinde Playstation'umu ve iki oyun kolumdan birini çalmıştı. Diğerini aceleden görmediğini düşündüm. Hatta kırtasiyeden  A3 e "BU KOLU (Ç)ALMAYI UNUTMUŞSUN OROSPU ÇOCUĞU" yazdırıp camıma yapıştırmıştım. Şimdikinde bir bok bulamamış çalacak temkinliydim. Beni izliyor pezevenk. Taşınmalıyım diye düşündüm.

Sabah oldu. Zil sesi duydum genelde açmam ama bu sefer belki hırsızlıkla ilgilidir diye uyku sersemi kalktım açtım kapıyı merdivenleri silen abla kapıdaydı. "Benim benim korkma dedi" Anlamamıştım. "Geçmiş olsun, hırsız girmiş." dedi. Şimdi anlıyordum apartmanda dedikodusu yapılmıştı olayın. "Sağ ol abla, para günü müydü ?" dedim. Yok su lazım dedi. Kapının önündeki şişenin boş olduğunu fark edip "Bir dakika abla" dedim. Şişeyi alıp kapıyı kapattım suyu doldurup tekrar kapıyı açıp yere koydum. Kolay gelsin deyip kapıyı kapatırken "Su koymayı unutma" dedi. Kapıyı kapatmıştım. Korkma diye başlayan muhabbet uyarıyla bitmişti. 

Eski mahallem. İş yerini arayıp böyle böyle oldu deyip bugünlük izin istedim. Olumsuz karşılamadılar. Eve birbirinden ayrılınca ses çıkarıp apartman sakinlerinin duymasını sağlayan güvenlik sisteminin en harikası ve ucuzu olan cihazı kapıma yapıştırıp annemlerin evinin yolunu tuttum. İnsan kendisinin güçsüz olduğunu hissettiğinde hayata karşı cevabı kalmadığını anladığı zaman ailesine sığınıp ondan güç alır. 99 depreminde ailem bizi babaannemlerin yanına götürmüştü. Onların evi bizim evden daha sağlam diye değil birlikte olalım diye gittiğimizi yıllar sonra anlıyordum. Annemlerin mahallesi İstanbul'un eski mahallelerinden. Zamanda yolculuğa çıkmışsın gibi bir his. Eskiden müdavimi olduğum bakkala gittim hala küçük ve hala eski görünümlü. Ama el değiştirmiş. Bakkal amcanın öldüğü annem söylemişti. Onu göremeyince hafif üzüldüm. Kendi yaptığı meybuzlar yüzünden bir tv kanalı tarafından sağlıksız koşullarda gıda yapılıyor diye basıldığı hatırlıyorum. Bir kaç şey alıp annemin kapısını çaldım. 

Baya konuştuk. Gelmeyeli bir ay olmuştu. Doya doya pişi yedim. Burası dünyanın en güvenli yeri diye düşündüm. Yoga yapmış insanın huzuruna antidepresan kullanan kişinin sakinliğine erişmiştim. Ama annem benim yüzümde rahmetli babam ile abimi aradığını fark ettim. Daha sık gelmeliydim. Ellerinden öpüp kalktım yolum uzundu.

İş günü. Herkesin geçmiş olsun Ne gitti ? Ne almış ? Cana geleceğine mala gelsin sözlerinden sonra işime koyuldum. Birinin evleneceğini onun yüzünden "isteyenlerden" para toplayacağını söyledi her zaman bu işlere bakan abi. Olur tabii katılırım derken umarım evlenmeden buradan ayrılmam diye düşündüm. 

Akşam oldu metrobüste ayakta giderken iki durak sonra başında beklediğim kişi indi. Metrobüste bunu tutturmak büyük şans. Bütün yol boyunca gidip aynı yerde de inebilirdik. Ne müzik dinlemek istedim ne de kitap okumak. Boş boş camdan dışarı izliyordum. Sonra bir kadın bindi metrobüse iki çocuğu ile beraber. Çocuklar borulara tutunabilecek güçteydiler. Bu sefer kadın benim başımda bekliyordu. Yer vermek istemedim yorgundum. Benim sağ cam tarafımdan oturan adam kalktı anneye yer verdi. Ben onun kalktığı yere kaydım. Anne oturdu çocuklar kucağına doğru aldı.  Sadece çocuğunu oturtup kendi ayakta gidenlere de gıcık oluyorum. Al kucağına otursun işte velet. Annem bizi hep böyle taşıdı. Beni oturtup kendi hiç ayakta gitmedi. Kendi kendime yükselmiştim. Anne öyle yapmadı. Takdir ettim. Sonra sol taraftaki koltukta oturan kadın kalktı annenin diğer çocuğuna yer verdi. Annenin karşısında oturan adam o kalkan kadına gelin siz böyle oturun dedi. Kadın teşekkür edip birazdan ineceğini söyledi. Sonra en arkada biri tekli biri çift kişilik koltukta oturan adam anneye "Gel abla sen çocuklarla burada otur burası üç kişilik" dedi. Anne kalktı o tarafa geçti herkes huzura erdi. Ben bir an lan dedim neler oluyor bütün metrobüs cennete gidiyordu da ben mi engel oldum. Herkes anne ve çocukları için seferber oldu sadece ben yorgunum iş saati kimseciklere yer veremem deyip bu sınavı geçemedim. Bütün metrobüs UNICEF üyesi bütün metrobüs iyi niyet elçisi nasıl çıkar. 

Apartmanın merdivenlerini çıkarken dairemin önüne gelip anahtar soktuğum yerin durup durmadığına baktım. Bunu uzun zamandır yapmıyordum. Artık her kapının önüne geldiğimde ister istemez bunu yapacaktım. Evine hırsız girmeyen bu psikolojiyi anlayamazdı.