Yaşlı adam yine aşağı indi. Üşenmiyordu, iki kat aşağı sırf mahallesinde top oynuyoruz ve bu top sevgili arabasına gelecek diye bize top oynatmıyordu. Bir çok kez küfürler eşliğine uyarılmıştık. Kapı açıldığında polis baskını yemiş kötü insanlar gibi dağıldık sokakta. Çok büyüktü. Yani o zamanlar öyle sanıyorduk. 9 yaş civarları işte bütün büyükler hacim olarak da büyük gözüküyordu. Mahallede sadece bu adam rahatsız olurdu bizden. Hayır kendi çocukları hatta torunları da vardı. Tabii bizim mahalleden değillerdi. Ama bu adamı bu kadar öfkeli yapan şey neydi acaba ? Sabahları erken kalkardı ama çok erken yedi falan yani. Gazete alır ekmek alır eve gelirdi. Eşi vardı bir de sadece balkondan görürdük. Sokakta gezinmezlerdi. Yaşlı adamın bir iki sohbet ettiği vardı. Onlarda hep şikayet. Kadınlar akşam vakti kapının önüne gelip oturuyorlarmış, bodrum kata bisiklet bırakılıyormuş(apartmanda yaşayan çocukların bisikletleri) şikayet şikayet üstüne. Bence insanlar belli bir yaştan sonra biraz akışına bırakmalı hayatı. Biraz sakinlik ve huzur aramalı. Eğer bu dünyaya karşı artık pek umudun kalmadıysa başkalarının canını sıkmaya değmez. Neyse yaşlı abimiz yazları yazlığına giderdi. Neredeyse üç dört ay gelmezdi. O mahallenin çocukları için yaz tatili iki kat daha güzelleşirdi o zamanlar. Gece 12'lere 1'lere kadar saklambaçlar, yerden yüksekler.
Yıllar geçti okul, iş güç derken büyüdük evlendik. O apartmana taşındım. Karşı komşusu olmuştum o yaşlı abinin. Aynı boydaydık artık. Duydum ki eşi hastanedeymiş kötüymüş durumu. Çocukluk figürlerinizden biri olunca üzülüyor insan. Bir akşam yine yaşlı abinin sokakta oynayan çocukların şen kahkahalarına katlanamayıp balkonundan bağırdığını duydum. Ben de balkon camından aşağıdaki çocuklara baktım. Küçüklüğümü hatırladım. Ama bu sefer farklı bir şey oldu. Aşağıdan bir kadın muhtemelen çocuklardan birinin annesi yaşlı amcaya geri bağırdı. El kadar çocuklara bağırmaması gerektiğini içeri geçmesini mahallede ondan başkasının çocuklara kızmadığını ve şu mahallede bir tane seveninin olmadığını söyledi. Yaşlı amca cevap vermedi girdi içeri. Son söz dokunaklıydı. Bir kaç hafta sonra eşinin öldüğünü iş dönüşü apartmanın önündeki yan yana duran bir çift ayakkabıdan anladım. Kapısını çaldım açan olmadı. Öğrendiğime göre cenaze mahalleye bile gelmeden memleketine gitmiş. Kadın haklı mıydı ? Hiç mi sevenleri yoktu mahallede, apartmanda ?
Bir kaç güne döndüler. Ben yaşlı abiyle işe giderken rastlaştım. Göz göze geldik. Küçükken gördüğüm öfkeli gözler yorgun ve bitkindi. Ama erken kalkma alışkanlığı hala devam ediyordu. Baş sağlığı diledim nasıl olduğu sordum. Hiç iyi olmadığını nereye bakarsam hangi çekmeceyi açarsam anılarına eşyalarına rastladığını söyledi. Paramparçaydım. Çocukken cehennemi yaşatan adam karşımda çaresizdi. Yutkundum. İnsan neler yaşar da bu hale gelir diye düşündüm.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder