3 Aralık 2012 Pazartesi

Kahve

Alıntıdır

Yönetmenliğin temelinden midir nedir bilmem ama çoğu yönetmen kahveyi sever. Ki bende severim. Zaten kahvesi, sigarası ve fuları olmayan yönetmen olmaz derler. Ben sağlığıma dikkat eden biri olarak sigara kullanmıyorum ama diğer ikisi bende mevcut. Kahveyi niye seviyorum ? Bilmiyorum. Bağımlı mıyım ? Hayır. Bir şeyi sevmek için neden aramak gerekmez. Türk kahvesinin küçük fincanda olması benim için hemen bitmesine neden oluyor ve beni kesmiyor. Ve ayrıca kahve içince uyku açar derler, bana hiç öyle bir etkisi olmuyor. Aksine uyku basıyor. Eminin tek bana olmuyordur. Neyse size internette biraz kahveyle ilgili bilgiler topladım onları paylaşayım.

     
- Kafeinin Vücuttaki Yıkıcı Etkileri Nelerdir? 

Bir fincan kahve mideye ulaştıktan 15 dakika sonra kana karışır ve etkileri hissedilmeye başlar. Bu etkiler şöyle sıralanabilir:
* Beyne giden kan damarlarını daraltır: Damarların daralmasını beyin bir tehdit olarak algılar ve savunma tepkisi olarak uyanık kalınmasını sağlar.
*Stres hormonlarının yükselmesine neden olur. Bu şekilde kan basıncını ve nabız atışını hızlandırır, kan damarlarını daralttığından el ve ayaklarda soğumaya neden olur, mide asit seviyesini yükseltir. Bu durum, vücudun stres altında verdiği tepkilere yakındır.
* Adrenalin ve dopamin hormonlarının salgılanmasını artırır. Adrenalin uyanıklık ve aktifliğin artmasını, dopamin ise beyindeki keyif merkezlerinin uyarılmasını sağlayan hormondur. Bu şekilde vücudun enerji seviyesi artar, uyanık ve dinç olma, keyif ve rahatlık hislerinde kısa süreli artış olur.
Kaynak: Webhatti.com

- Kahve Ağacı

Çiçekleri beyaz ve hoş kokulu, kirazı andıran kırmızı meyvasının içinde iki çekirdek bulunan, dikildikten yaklaşık 3 yıl sonra meyve vermeye başlayan ve 30-40 yıl boyunca aralıksız meyve veren bir ağaç türüdür. Doğal haline bırakıldığında 8-10 metreye kadar uzayan ağaç, meyvelerin kolay toplanabilmesi için sürekli budanarak 4-5 metre uzunluğunda bir çalı boyutunda tutulur. Kahvenin defne yaprağına benzer derimsi ve kenarları dalgalı kışın dökülmeyen koyu, parlak ve sivri uçlu yaprakları vardır. Bol yağış alan, ortalama sıcaklığın 18-24° C arasında bulunduğu ve don olayının görülmediği, ekvatorun 25 Kuzey'i - 30 Güney'i arasındaki kuşakta yetişir. Soğukta ağaç ölür, ayrıca ani ısı değişiklikleri de ağaca zarar verir. Nemli ortamı sevdiğinden, kahve ağacının düzenli yağışın olduğu tropik bölgelerde yetiştirilmesi gerekir. Doğada pek çok yetişen türü olmasına rağmen yalnızca coffea arabica ve coffea robusta adındaki türlerin tarımı yapılmaktadır.
Kaynak: Vikipedi

- Türk Kahvesi 

1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul'a getirdi. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını aldı. İlk olarak Tahtakale'de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavlanın oynandığı, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.

Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu. Kısa sürede, gerek İstanbul'a yolu düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk Kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa' yı oradan da tüm dünyayı sardı.
Kaynak: Vikipedi


“Bazen bir kahve yudumlayıp bir şarkı açarsın, susarsın ve o şarkı senin söylemek istediğin her şeyi söyler.”

Winged Creatures

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder