27 Eylül 2020 Pazar

Üç Şehir Dört Gün

 Bu yaz eşimle iznimizin bir kısmını Şehirleri gezip keşfetmeye ayırdık.

Planı yaparken Nevşehir'e gitmek ilk sıradaydı. Oradan Eskişehir'e geçeriz dedik. Sonra düşün düşün ne yapalım dedik ki bu sırada otobüs biletlerini almış durumdaydık. Hadi Ankara olsun oldu ve o yüzden güzergah olarak alakasız duruyor. 


Planımızın ilk durağı Nevşehir'e uzun bir otobüs yolculuğu sonrasında vardık. Biz biletimizi Göreme otogarına aldık ki bence en mantıklısını yaptık. Çünkü çoğu görülecek yer burada ve buranın çevresinde. Görece'ye gidecek sadece ikimiz olduğu için bizi bir özel araca verdiler. Doblosu olan bir rehberdi bu kişi. Bize otogarda kendi yerinde eğer kabul edersek gezilecek yerleri anlattı. Nevşehir'i üç tura bölmüşler. Yanlış hatırlamıyorsam mavi, yeşil ve kırmızı idi. Biz otelimize vardıktan sonra otel çevresinde kahvaltı edilecek yerler aradık. Çoğu yer pandemiden ötürü kapalıydı. Bu duruma çok üzülmüştük. Adını sonrasında Dilek olduğunu öğrendiğimiz ablanın yerinde bulduk kendimizi. Çay tost yaptık ve kendimize geldik. 

Ve artık gezimiz başlıyordu. Her yerin taş olduğu caddelerde yürümeye başladık. Hedefimiz Göreme Açık Hava Müzesiydi. Develer ve ATVlerle  tur düzenleyenler yol boyunca sıralanmıştı. Yolumuzun üstünde çanak çömlek yapımına katıldık. Gayet zevkli idi. Sonra müzeyi gezdik. Eski insanların nerelerde nasıl yaşadıklarını görüp onları düşündük. Sonrasında otele geçip günümüzü bitirdik. İkinci günümüz tur ile önce Güvercinlik vadisi sonra çok etkileyici bir yer olan yeraltı şehri Derinkuyu, şekli nara benzediği için Narlıgöl ve (internetten aldığım bilgilerle) 18 kilometrelik Ihlara Vadisi. Tabii burasının çok küçük bir kısmını gezdik. Buraya bir gün ayırmak lazım. Sonunda akşama doğru otogara geri gelip sıradaki yolculuğumuz için otobüsümüzü bekledik. Yılın on iki ayı turist bölgesi olan şehir umarım eski günlerine en kısa sürede döner.








Ve ESKİŞEHİR, saat 3! Otogarda sabahlayıp eşyalarımızı emanetçide bırakıp şehri turladık.   

Yeme içme yerleri eşim de gezi güzergahı bendeydi. Bu plan doğrultusunda Doyuran'da kahvaltı edip, Odunpazar'ına doğru gezimize başladık. Burada birde Odunpazarı Modern Müze varmış fakat içine girebilme fırsatı bulamadık erken gittiğimiz için. Oradan ayrılıp meşhur Porsuk Çayına geldik. Oradan Kırım Çibörekçisin de enfes bir çibörek yiyip. Devrim arabasına selam durduktan sonra Masal Şatosuna yürüdük. Tabii pandemiden ötürü şatonun, korsan gemisinin içine giremedik. Biraz dinlendikten sonra(Ben kestirdikten sonra) merkeze geri dönüp bir şeyler atıştırdık. Ve artık otogara doğru yola koyulduk. Eşimle birbirimize yaşanılacak yer dedik burası için. Güzel ve ucuz şehir. Öğrenci şehri diyorlar ya işte öyle. Kalbimiz sende kaldı ES ES ES!





BAŞKENT

Eskişehir'de çok gezmemizden ötürü ayağım su toplamıştı ve bileğim ağrı yapıyordu. Bu yüzden Ankara'da çok yer gezemedik ama bize İstanbul'un kargaşası ve yoğunluğunu hatırlatmasıyla çok sevemedik başkenti. Öncelikle Kuğulupark sonrasında Anıtkabir ve Ankara Kalesine gittik. Anıtkabir'in görkemini yaşarken hüznü de yaşadık. Bu ülke için tekrar teşekkürler paşam ve tüm ona inanlar. 




Okuduğunuz üzere üç şehir gezerken sadece bir gece otelde konakladık ve diğer geceler otogarda sabahladık. Nasıl oldu derseniz yorucu oluyor. En azından bir şehirde daha (sonuncu ve ya ikinci farketmez) konaklamak uykumuzu almamız lazımdı. Değişik bir tecrübe edinmiş olduk. Allah kısmet ederse seneye doğu turu yapmak istiyoruz. Şimdilik benden bu kadar kendinize iyi bakın Dünyalılar. 

Not; Gezi videoları için YOUTUBE kanlıma beklerim Link





  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder