İnsanın hayatında zaman çok önemlidir. Öyle ki bir yere geç gitmek ile erken gitmek arasında bile insanın kaderi değişebilir. Geç kaldığın uçak düşebilir. Zamanında bindiğin vapurda hayatının aşkı ile tanışabilirsin. Ve ben şuan zamanımı az önce bokumu yapıp sifona bastıktan sonra gitmeyi reddeden suya direnen büyük direnişçi bokumun yok olması için rezervuarın tekrar su ile dolmasını bekliyorum. İşte tam bir boktan zaman kaybı.
Şimdi yemek sırası işten geleli yarım saat oldu yemek ye felan anca televizyonun başına geçeceğim. Hiçbir şey bulamayıp parasını ödeyip içeriklerinden hiç memnun olmadığım bir platformda gezinip yine hiç bir şey bulamayıp kitap okumak için yatağıma geçeceğim. Uyku ağır basınca iki sayfa anca okuyup saatimi kurup yatacağım.
Sabah. Bakkala girip, hafta sonu kaybedilen maçın üzerine iş yerinden iddiaya girdiğim arkadaşıma sigara alıyorum. Koduğumunun şeyi ne kadar pahalı. Bakkaldan çıkarken yolları süpüren bir belediye işçisi ile bakkalın yanında ki yayınevinde çalışan adamın diyaloğuna kulak kabarttım. Yayınevci adam "Abi sende çocuk var mı ?" "Var" "Kaç yaşında?" "Biri 3 diğeri 15 yaşında ne oldu ki" "Biz bazı kitapları atacağız kağıtçıya vereceğiz. Bandrolsüz fazla gelen ürünler bunlar vereyim mi sana okur musunuz ?" dedi adamın cevabı net oldu "Siktir et verme, kim okuyacak"
İşteyim. İş yok zaman geçiriyorum. Patronun telaşlı bir göt olduğu için o gezdiğinde işim varmış gibi yapıyorum. Yemekteyim. Yemekhane de yine kimsenin pek hoşnut olmadığı yemekler seçilmiş. Seçici götler Dünya' da insanlar açlıktan ölüyor diyorum içimden. Emekli olup çalışmaya devam eden bir adam var yemekhanede. Patron ve 10 yaşında ki çocuğu da yemekhanede patron çocuğunun çorbasına ekmek bölüp koyuyor. Yaşlı adam patronun arkadaşı ve laf atıyor. "Keşke benimde babam bana böyle yedirseydi." diyor. Patron espri yapıyor. "Kaç yaşına gelmişsin bu saatten sonra ne yedirecek desene oğlum" deyip gülüşüyor kendi kendine. Yaşlı adam "Biz hiç görmedik ki babamızı" diyor yemekhanede çatal, kaşık sesleri bir iki saniyeliğine kesiliyor. Yemeğim yarım kalıyor. Herkes doyuyor.
Babama, iş değiştirdim benim için artık daha iyi oldu 9-6 çalışacağım hafta sonu izinliyim dediğimde O kadar uzağa gidilir mi dedi. Metrobüs ile yarım saat olduğunu söylemiştim yine de memnun olmamıştı.
İndim. Bakkala gidiyorum. Çayın yanına bir şeyler baktım. Küçüklükten alışkanlık çayın yanında hep bir şey yerdik. Anam sağ olsun. Cips ve bir kaç bisküvi alıyorum. Anamın böreklerinin yerini tutmaz tabi. Gece yemek yemiyorum ama bunlara da dayanamıyorum.
Kapımın önündeyim anahtarı sokacağım şey yok! Onun yerine koca bir boşluk var. Çilingir yazıyorum telefonumun internetine en yakındakinin numarasını arıyorum. Adam geliyor kapıyı görünce "Abi içeri girmişler" diyor. Kapıyı açıyor ve gördüğüm manzara karşısında dizlerimin üstüne çöküyorum.
Ev darmaduman.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder